22 Mart 2015 Pazar

Qipao: Sade ve Seksi

kirmizi qipao
Okullarda bize Moğol ve Türk akınlarını Çin Seddinin durdurduğu öğretilir. Bu kısmen doğrudur. Asıl etken Çin'in derin kültür hazinesidir; kalır, yerleşirseniz sizi dönüştürür ve kendisine benzetir (Galiptir bu yolda mağlup). Onun için savaşta kazansanız bile geri dönersiniz. Dolayısıyla, saldırılar talan amaçlı kalır. Çinli sabırla, bir oya gibi işleyerek duvarını örer ve sonunda yağmaya son verir.

Tek parçalı, yüksek yakalı, derin yırtmaçlı (etek kısa veya uzun olabilir) geleneksel kadın giysisi olan qipao ya da cheongsam, çekiciliğiyle sizi büyüler, hem de bütün sadeliğine rağmen. Gündelik yaşamda pek sık kullanılmaz; evinde ya da sokakta bu Mandarin giysisiyle dolaşan kadına pek rastlamazsınız. Partiye giderken, sevgilinizle çıkarken, vb giyilir.

Modern Çin'de qipao bir çeşit resmi elbise olmuştur, üniforma niyetine kullanılır; özellikle de lokanta, KTV (karaoke) ve masaj salonlarında. Ortalama Türk kadını bedeni için maalesef biraz küçüktür.

Kültürün en önemli göstergelerinden birisi de kadınların nasıl giyindiğidir.

17 Mart 2015 Salı

Adamına Göre Marş

Torunlarının (sic), zoru görünce atasının kemiklerini bir torbaya tıkıştırıp kaçmadığı, hatta gerilemesine rağmen korku ve saygı uyandırdığı o günlerde, 17. yüzyılın ikinci yarısı diyelim, bakın nasıl esin vermiş aslen İtalyan olan Jean-Baptiste Lully'ye (1632-1687) Osmanlı. Barok müzikten hoşlanmasanız bile, parçanın enerjisi, yarı tehditkâr havası sizi hemen sarıyor (Türk'ün tören marşı):



Lully yaşasa bugün nasıl bir şey bestelerdi acaba?

8 Mart 2015 Pazar

Bugün Kadınlar Günü'ymüş.

Dövün onları!
Sabahtan beri, aralıklarla geçtim bilgisayarın önüne. Ne yazsam diye düşündüm doğru söylenişiyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde. Ahlâkın bittiği noktada ne yazabilirsiniz ki? Hırsızlık norm, yolsuzluk icraat olmuşsa, kadına utanmadan, sıkılmadan emanet muamelesi yapılıyorsa, bu kepazeliği hangi yazı telâfi eder?

Yalnız ülkenin başına çöreklenmeyip artık dünyanın başına belâ olmuş olan bu yobaz zihniyetin mezbahaları tüm il ve ilçelerinde 3 vardiya çalışmakta memleketin. Cennet ayaklarının altındaymış anaların. Cehennemin dibine gitsin cennetiniz!

Ciğeri beş para etmez insanların açacağı seksensekiz davayla uğraşmak yerine sözü Teslime Nesrin'e daha doğru olacak sanırım: Kadınların yapmasına izin verilmeyen şeyler.

İzleyin ve mevzinizi ona göre seçin, çünkü mevzi yanlışsa fikrinizin doğru olması bir işe yaramıyor bu tencere dipli gezegende.

3 Mart 2015 Salı

Günortasında Balkabağı

Victory motorunun üstünde pek cool idi. Kaskı, polarize gözlüğü, stilize deri montu, yahşi çizmeleri, takımı tamamlayan eldivenleriyle uyum içindeydi. Motorun o cezbedici homurtusunu dinleyebilmek için iPod bile kullanmıyordu. Ne de olsa özgürdü, tıpkı reklâmlardaki o dayak yememiş özgür kız kadar özgür. Pippa kadar değil ama; zira söylememişlerdi kızcağıza barış ve sevgi dininin egemen olduğu bu toprakların aslında kocaman bir kadın mezarlığı olduğunu.

Hafif bir gaz verince Victory hırsla ileri atıldı. Lânet olası trafikte, o milyarlarca lira parayla alınmış, insana içindeki genci keşfettirip sonra da vahşi doğayla buluşturan, size en uygun rotayı bulan, çift işlemcili yol bilgisayarlı arabalardan oluşmuş keşmekeşi o bile geçemedi. İnleyen egzosuyla bu durumdan kaynaklanan hoşnutsuzluğunu beyan etti.

Şu üç katlı alt geçidi bir an önce yapsalar bari diye düşündü kahramanımız. 3-4 milyar dolar neydi ki? O parayla memleketin on farklı şehrine onbeş fabrika da yapılabilirdi tabii, ama yol, duble ya da üç katlı, çılgın bir şeydi canım.

Gidonu kırıp emniyet şeridine daldı. Yasaları çiğnemenin getirdiği suçluluk duygusuyla burun delikleri titredi. Thoreau haltetmiş, Kerouac sanki onu yazmıştı: sivil itaatsizlikle beat'in gayrımeşru çocuğu gibi hissetti kendisini. Gerçi memleket yollarında değil İstanbul sokaklarında turluyordu ama olsundu. Rüzgarı teninde hissetmek, yolun önünde yılan gibi kıvrıldığını hayal etmek, pistonların kalkıp inmesiyle kalbinin atışının karışmasının yarattığı üç zamanlı heyecan patlamalarını duymak ne muhteşemdi. Yoksa dört müydü?

Kenara çekti ve motoru durdurdu. Victory hemen sustu, işkence bitmişti. Kaskını ve gözlüklerini çıkarıp tıpkı bilmem ne şampuanı reklâmındaki fotomodel gibi saçlarını şöyle bir tur havalandırdı. Kimbilir kaç para verdiği süper likit kristal ve üstelik çizilmeyen ultra dokunmatik ekranlı akıllı cep telefonundan bir numarayı otomatik aradı ve o serbest ruhlu sesi saatin günortasında geceyarısına geldiğini ilân etti:

"Akşama ne pişirdin, anneciğim?"

1 Mart 2015 Pazar

Yaşar Kemal Geçti Buradan

yasar kemal

Toros dağlarının etekleri ta Akdeniz'den başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdeniz'in üstünde daima top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlerce içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurova'nın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar. Karanlık bir ormandan daha yabani, daha karanlık!

yariya inmis bayrak

Bu bayrağı senin için değil de Suudi bir despot için indirenler utansın. Hatta utanmasınlar, daha yabani karanlıklarda ölene dek korku içinde yaşasınlar.

Hep kalbimizde yaşayacaksın Yaşar Kemal!

26 Şubat 2015 Perşembe

Çeşmelerinden Bal Akan Diyarlar



5000 yıldan beri arıcılar kovanlarındaki o değerli balı alırken kızgın arılardan sakınmak için koruyucu giysiler giydiler ve tonlarca ot yakmak zorunda kaldılar. İki Avustralyalı, Cedar ve babası Stuart Anderson musluklu arı kovanı geliştirdiler ve ünlü on-line sermaye bulma sitesi Indiegogo'da bir günde 2 milyon dolar sermaye toplamayı başardılar. Üretecekleri ilk birkaç bin kovanı da peşinen sattılar. Musluğu açıyorsunuz ve çeşmeden bal akmaya başlıyor, bu kadar kolay!

İşin icat kısmını geçip finansman kısmına gelelim ve düşünelim: İnsanlar binlerce km ötede, görmedikleri, bilmedikleri, tanımadıkları iki kişiye nasıl çekinmeden ortak oldular?