16 Mayıs 2013 Perşembe

Dünyanın En Zavallı AB Grubu

Sol eğilimli iktisatçılarla filozoflar batı toplumları için burjuva demokrasisi tanımını kullanır. Bunun sebebi maddi gücün ülke yönetimine "bir insan bir oy" ilkesinin aksine, paranın kaldıraç etkisinin yardımıyla daha fazla müdahale edilmesine olanak sağlamasıdır. Ne kadar zenginseniz, istediğiniz siyaseti dayatma olasılığınız o kadar artar. Çobanın oyuyla banka müdürünün oyu görünüşte eşit olsa bile, pratikte ikincisinin dediği daha sık olur. Reklamcılar ve medya, de facto, yani fiilî oyu bir'den büyük bireylerden oluşan bu kitleye AB grubu adını verir.

Hemen hemen Batı'daki burjuva demokrasilerinin tümünde gerek hükümetler, gerekse kamu kurum ve kuruluşlarıyla özel şirketler politikalarını ve ürünlerini AB grubuna göre ayarlar veya mış gibi yapar, en azından onları küstürmemeye ya da kızdırmamaya özen gösterir. Kadın ve eşcinsel hakları, çevre ve doğaya dost olmak/görünmek, hayvanlara karşı duyarlılık vb konularda bu kesimin terbiye gücü tartışılmazdır. Ters bir kampanya, yanlış bir söz şirketleri zarara sokar, politikacıları koltuğundan eder.

Türk AB grubu bu tanıma uymayan istisnalardan biridir ve belki de tektir. Ne merkezi ve/veya yerel yönetimlerde ağırlığı vardır, ne de ticari şirketlere karşı yaptırım uygulayabilme gücü. Hergün sevmediği, benimsemediği uygulamalara boyun eğer ve basit bir boykot aracından bile yoksundur; kazıklanır, horlanır ve fakat kaale alınmaz.

Parasıyla rezil olma geleneğini ısrarla sürdürmesini sağlayan yegâne özelliği ehli keyif olması, rahatından ödün vermeyi asla istememesinden kaynaklanır. Bu minik fedakârlığı yapamaz. Bankaların haksız masraflarından şikâyet eder, ama bir günlük kredi kartı boykotuna katılmak bile zor gelir ona. Yağmalanan hazine arazilerine yasadışı dikilmiş binalarda kiracı olarak oturur. Başkalarının kaçak kullandığı elektrik parasını o öder. Güya vasfını kaybetmiş orman arazilerine kondurulmuş, şehrin dokusunu katleden rezidans ve kıyıları kirleten yazlıklara tonla para ödemek için kuyruğa girer. Eğitim Bakanlığı bakan ve personelini defetmeyi beceremediğinden, çoçuklarını özel okullarda okutmak için kürekle altın saçar. Verebildiği tek tepki, bir paralık içkiye, ki onun da yeni millî içeçeğimiz ayranın keşfiyle ne kadar devam edeceği pek şüphelidir, vergileriyle birlikte on para ödeyerek sofra başında ve meyhane köşelerinde sızlanmaktır. Bununla da kalmaz, az da olsa, karınca kararınca bir iki şeyi protesto edenleri desteklemek ve azıcık sıkıntıya katlanmak yerine, trafiği tıkadıkları için onlardan şikâyetçi olur. Türk AB grubu dünyanın en zavallı AB grubudur. Bu nedenle "Türkiye'de demokrasi var mı?" sorusu absürd bir sorudur, zira burjuvalığı bile beceremeyen yerlerde ancak ileri demokrasi mevcut olabilir.