27 Ekim 2013 Pazar

Tanrıçanın Öncü Kadın Yazarları

Marija Gimbutas
Günümüzde, antik tanrıça kültüne olan ilgi yeniden canlanmış durumda. Gerek eski, gerek çağdaş topluluklarda kadının en az erkek kadar eşit ağırlığa sahip olduğu eski dinler, mitler, kadim sanatlar, arkeoloji ve diğer dallarla ilgilenen insanlar, özellikle kadınlar var. Bunu tetikleyen kısmen feminist hareket - kamu ve özel sektörde eşit hak ve konum talepleri - kısmen de dünyanın geçmekte olduğu ekolojik krize karşı acil farkındalık yaratma gereği oldu. Tanrıçanın evrenin dünyevi ve kozmik kaynağı olarak betimlenmesi, bazı kadınların Ana Tanrıça'nın simgesel imgesinde sığınak bulmasına yolaçtı. Tanrıça hareketine ilk itki bir arkeologdan, Marija Gimbutas'tan geldi. 70'lerdeki eserlerinde Gimbutas güneydoğu Avrupa'nın tarihöncesi kültürlerine odaklandı ve tanrıça dini üzerine bir otorite konumuna geldi (Goodison, Lucy ve Morris, Christine; Ancient Goddesses, British Museum Press, 1998). Benzer şekilde, Elinor Gadon yazılarında tanrıçanın yeniden ortaya çıkışını şöyle yorumlayacaktı:

Elinor Gadon
Yirminci yüzyılın sonlarında, düşünme biçimimizde radikal bir değişikliğe gitmezsek, tür ve gezegen olarak mahvımızın kaçınılmaz olduğuna dair artan bir farkındalık mevcut. Tanrıçanın yeniden gündeme gelmesi bu kültürel dönüşümün simgesi ve metaforu oluyor. Din, psikoloji, sanat ve yaşam kalitesinde dişilik ilkesi tekrar değerlendiriliyor. Herşeyi nasıl gördüğümüzü atomun parçalanması kadar radikal şekilde değiştirecek toplumsal bir evrimin ortasındayız (229-230, The Once and Future Goddess, Harper Collins, 1989)

Carol Christ, Charlene Spretnak, Mary Daly, Marija Gimbutas, Cristina Biaggi, Riane Eisler, Jean Shinoda Bolen, Christine Downing ve Starhawk gibi öndegelen kadın yazarlar ve Tanrıça dininin savunucuları, eserlerinde kendini dönüştürme, güçlenme ve feminist sosyal vizyonun çeşitli yönlerini ele alan konuları işlediler. Dişilik arketipinin hem olumlu, hem olumsuz güçlerini tamamiyle kabul eden yeni dünya temelli spiritüelliğin merkezi Tanrıça oldu. Küçük bir azınlık da olsa bazı kadınlar, tanrıça figürünün iç çatışmalara çözüm getirdiğine ve iyileştirici özelliği olduğuna inandı.