diplomasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diplomasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2016 Pazar

Yandaş Yalakanın Gözüyle Trump

Yılışık yavşak yandaş yalakalardan peşpeşe Trump güzellemeleri izliyoruz. Bu yazıda kendimi bu dışişleri dahilerinin yerine koymaya karar verdim. Buyrun bakalım.
Çok şükür yarabbim! "İslâm bir kanserdir" diyenler kazandı seçimi. Ümmetimizin yolu açıldı.

"Müslümanları ABD'ye sokmayacağım, camileri yıkacağım" gibi inciler yumurtlayanlar iktidarda artık. Bunun minik hilafetimize ne büyük faydalar sağlayacağını görmeyenler münafıktır.

Trump Suriye sorununu Rusya ile anlaşarak çözmek istiyor. Ne güzel! Böylece oradaki insanlık düşmanı öfkeli çocuklar Ruslar tarafından itlâf edilebilecek. Biz de sınırı kapatarak bu başbelâlarının kaçmasını önleyerek çorbaya tuz katarız, böylece masada oluruz. Bizden harika tuzluk olur, zaten!

Trump NATO'ya fazla para aktarmaya karşı. Bu, ittifakın ikinci büyük ordusu olarak ağırlığımızın artması demek. Nihayet Brüksel'e daha fazla para ödeyeceğiz ve NATO'da önemimiz logaritmik olarak çoğalacak.

Trump tıpkı bizim gibi; kadınlardan, eşcinsellerden, farklı din ve inançlardan hoşlanmıyor, gerekliyse yalana başvuruyor. Dünya liderimizle uyumu mükemmel olacak.

Ve de en önemlisi: Trump bize Fetullah Hoca Efendi hazretlerini (pardon, aklım bir an geçmişe gitti), o ahlâksız terörist başını iade edecek. Yeme de yanında yat. Daha ne isteyelim?

Açıkçası ferahladım. Yandaş olmanın kendine özgü bir rahatlığı var, insan özgürlüğü iliklerinde hissediyor, kalemine kuvvet geliyor. Herkese tavsiye ederim.

21 Ağustos 2014 Perşembe

Ne Kadar Bonzai İçtiniz?

Mavi hapı seçin

Merkel'in ulusal güvenlik gerekçesiyle tüm hükümet üyelerini ve üst düzey bürokratları yıllarca dinletmesi, sabah akşam çift doz bonzai çekmiş akıl ve ahlâktan pek az nasibini almış son müslüman Türk milletini nedense etkilememişe benziyor. Bir öğün haplamayıp berrak bir zihin durumuna geçebilseler Almanların, dolayısıyla tüm Batı'nın evlere şenlik TC hükümetini dinlemesinin olası risklerini belki de farkedeceklerdi:

  1. Teröristlere silah tedariki

    İstedikleri kadar kendilerini avutup "biz onlara yollamıyoruz ki" diyedursunlar , sınırın güneyine yollanan her sevkiyatın belli bir yüzdesi, ederi mukabili IŞİD'e ve türevlerine aktarılıyor (iyimser senaryo); işin aslı, başlangıçta, IŞİD Suriye'de faalken alenen destek almış olabilir (kötümser senaryo). İşin suyu çıktıktan sonra umarım durdurmuşlardır (Davutoğlu'nun stratejik dehası bunun ihtimal dahilinde olduğunu gösteriyor). Bu mümtaz unsurların işlediği her cinayet TC'nin sorumluluk hanesine yazıyor. Bununla ilgili konuşmalar dinlemeye takıldıysa, ki takılmaması çok zor, bu kayıtlar zaten fotoğraflanmış ve videoya kaydedilmiş görüntülere altyapı sağlıyor.
  2. Stratejik deha
  3. Katliam/Soykırım

    Bazı bölgelerde olaylar cinayet boyutunu aşıp neredeyse soykırım boyutuna ulaştı. Bu menfur işlere bulaşan kızgın çocukların ulaşım, aktarma ve transferlerinde siyasi emirle yardımcı olunduğu, tevadilerinin yapıldığı, haftasonu tatil paralarının ödendiği aleni gerçek. Bazı hükümet yetkililerinin kameralar önündeyken bile "İsrail dölü," "afedersin Ermeni" gibi ürkünç beyanları, başbaşa, rahat rahat konuşurken neler söylemiş olabilecekleri hakkında bayağı fikir veriyor. Ermenilerin soykırım iddilarının 100. yılına girme arifesinde, Türkiye ile kapanmamış hesabı olan herkesin bu kayıtların peşine düşeceği kesin. 

İyimser senaryo:

Batı bu konuşmaları sızdırıp, hükümet üyelerini yargılama tehdidiyle, akla gelen her konuda istediği tavizi alır.

Kötümser senaryo:

Kayıtları uluslararası mahkemeye sunarlar, TC'ye milyarlarca dolar tazminat ödetirler. Önümüzdeki 100 yıl boyunca öderiz.

Sözün özü, kimin ne kadar çaldığı, cari açığın kaçta kaçını kapattığı, kaç imam hatip inşa ettiği, ayakkabı kutularının numarası, vb ikincil konular. Bir an önce bonzai tüketiminizi azaltın ve kendinize gelin.

18 Aralık 2013 Çarşamba

Halkbank Hükümetin Burnundan Fitil Fitil Gelebilir

17 Aralık sabahı başlayan üçlü operasyonun Halkbank ve altın kaçakçılığı ayağı hükümetin burnunu sürteceğe benziyor. AKP telaşla bakan yavrularını kurtarmaya ve kendince cemaatçi polisleri cezalandırmaya çalışırken asıl tehlikeyi gözden kaçırıyor gibi zira ABD'nin finansal istihbarattan sorumlu Hazine Bakan Yardımcısı David S. Cohen apar topar Türkiye'ye geliyor; üstelik Noel'e yalnızca bir hafta kalmışken.

Halk Bankası Türkiye ve İran arasındaki finansal ilişkilerde eskiden beri çok önemli bir yer tutuyor. Geçtiğimiz yıllarda Halk Bankası ile ilgili şikayetler sıkça Amerikan tarafından dile getirilmişti. Geçen Nisan ayında da Amerikan Kongre’sinden 50′ye yakın milletvekili imzalarıyla Halk Bankası doğrudan hedef alınmıştı.

Cohen'in işi terörün finanse edilmesi ve özellikle de ABD mali ambargolarına herkesin uymasını garanti altına almak. Kafanız karıştıysa birleştirelim:

  • Geçen yılki olağanüstü altın performansımız
  • Halkbank
  • Kara para aklama
  • Henüz kod adı bilinmeyen dünkü operasyon

Şimdi, Cohen'in operasyonun hükümetin bile henüz bilmediği bütün ayrıntılarına vakıf olduğunu rahatlıkla varsayabiliriz (ABD, Pensilvania, oturma ve icraat izni). Çoğumuz bilmeyiz, diplomaside en sert görüşmeler astlar arasında geçer, üstlere genellikle protokol kalır. Bakan Yard Cohen'in en hafif deyişle burun sürtmekle yetinmeyip kafa kol kıracağını şimdiden öngörmek mümkün ve muhatabına iki seçenek sunacaktır:

  1. Ya bundan sonra dediklerimi harfi harfine yaparsın,
  2. Ya da o pek övündüğün kamu bankacılığının incisi Halkbank'ın yerinde yeller eser.

İşte bunun için geliyor Cohen, iki fatura verecek; birinde kırk katır, diğerinde kırk satır yazıyor olacak. Yönetişimde çığır açan iktidara da bunlardan birini seçmek kalacak.

E bu işler Kapalıçarşı'da halı satmaya benzemez. Geçmiş olsun!