21 Ağustos, 1968. Londra. Royal Albert Hall ünlü çellist Rostropoviç'i ağırlıyor, üstad Çek besteci Dvorak'ın çello konçertosunu yorumlayacak. Kaderin cilvesi, aynı saatlerde Sovyet tankları Prag sokaklarına dalmış, Dubçek rejimini insafsızca ezmekte. Evgeny Svetlanov yönetimindeki Sovyet Devlet orkestrası protestolara aldırmadan konsere çıkıyor. Ve Slava. Sahnede. Kalabalık içinde ama yalnız. Bildiği, inandığı sistemle, herşeyle ilgili ilk kuşkularını yaşıyor. Kelebeğin kozadan çıkma vakti.
Sanatçıların böyle anları, Rostropoviç anları olur, olmalı da, gerçekten sanatçıysalar, tabii. Çünkü sanatçı toplumun vicdanıdır. Herkes susar, o susmamalıdır. Bugün, şimdi, bu ülkede, doğuda, batıda, yaşanan bu islamcı kepazelikte sesi her zamankinden de gür çıkmalıdır.
Tarihi '68 Londra konserinin kaydı aşağıda. Bir bunu dinleyin, bir de Slava'nın eseri başka yer ve zamandaki çalışını.
klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Şubat 2016 Pazar
17 Mart 2015 Salı
Adamına Göre Marş
Torunlarının (sic), zoru görünce atasının kemiklerini bir torbaya tıkıştırıp kaçmadığı, hatta gerilemesine rağmen korku ve saygı uyandırdığı o günlerde, 17. yüzyılın ikinci yarısı diyelim, bakın nasıl esin vermiş aslen İtalyan olan Jean-Baptiste Lully'ye (1632-1687) Osmanlı. Barok müzikten hoşlanmasanız bile, parçanın enerjisi, yarı tehditkâr havası sizi hemen sarıyor (Türk'ün tören marşı):
Lully yaşasa bugün nasıl bir şey bestelerdi acaba?
Lully yaşasa bugün nasıl bir şey bestelerdi acaba?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)