avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2015 Salı

Adamına Göre Marş

Torunlarının (sic), zoru görünce atasının kemiklerini bir torbaya tıkıştırıp kaçmadığı, hatta gerilemesine rağmen korku ve saygı uyandırdığı o günlerde, 17. yüzyılın ikinci yarısı diyelim, bakın nasıl esin vermiş aslen İtalyan olan Jean-Baptiste Lully'ye (1632-1687) Osmanlı. Barok müzikten hoşlanmasanız bile, parçanın enerjisi, yarı tehditkâr havası sizi hemen sarıyor (Türk'ün tören marşı):



Lully yaşasa bugün nasıl bir şey bestelerdi acaba?

12 Kasım 2013 Salı

Bu Ahlâksızlar İşi Biliyor

isvecli kadin stereotipi

Anadolu kaplanlarından bir şirketin Avrupa'dan yeni dönen tutucu/gerici (muhafazakâr değil) yöneticilerinden biriyle sohbet ediyorduk. "Abi, herşey iyi güzel, düzenli, saat gibi, tıkır tıkır işliyor. Yalnız ahlâk yok, bir de o olsaydı!"

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, "Silahı başkaları veriyor, teknolojiyi başkaları veriyor, sonra Müslümanlar birbirlerini öldürüyor. Aralarını bulup barıştırmak isteyenler de bu teknolojiyi verenler. Biz bu kadar ahmak mıyız İslam dünyası olarak? Başkalarının oyununa her defasında niye düşüyoruz?" demişti yakın zamanlarda.

Kadınları nedense hep sarışın ve güzel vücutlu olan ve soğuğa aldırmadan cıbıldak dolaşan İsveç'te hükümet hapishaneleri kapatıyor (ing). Sadece bu yıl dört hapishane ve bir de tutukevi kapatılmış. Üretim ekonomisinden neredeyse tamamen çekilen hükümetimizse hapishane üstüne hapishane yapıyor. Bu ahlâksızlar işi biliyor.

7 Kasım 2013 Perşembe

Damanhur'a Hoşgeldiniz

Yaklaşık otuz yıl kadar önce İtalyan ezoterik gizemcilerinin yolundan giden bir tarikat, Alpler'in eteklerinde, Torino'dan bir saat uzaklıktaki Valchiusella vadisinde Damanhur Federasyonu'nu kurdu.

damanhur federasyonu
Altıyüz kadar kişinin daimi ikamet ettiği yerleşke gezegenimizdeki en karmaşık ve dinamik uluslararası topluluklardan birine ev sahipliği yapmakta.

yeralti magarasi gunes kapisi
Güneş Kapısı
Yıllar boyunca, bu konuda eğitimleri olmasa da, bir grup seçkin Damanhurlu gizliliği sağlamak adına cemaatteki arkadaşlarına bile haber vermeden, matkabın gürültüsünü bastırmak için açılmış müzik eşliğinde geceleri çalışıp dağları oydu. Açılan bu mağaraları insanlığın yeraltı tapınaklarına (ing.) dönüştürdü: oniksten mozaikler, heykeller, gömülü mermer bölümler, gizli geçitler, değerli metaller, aynalı taşlar ve vitraylar, simyacının laboratuarından çıkmış iksirler ve kutsal duvar resimlerinden oluşmuş, bu dünyaya ait olmayan bir bal peteği. Kimbilir, belki de bu kutsal mimarinin nihai işlevi, Damanhurluların da ima ettiği gibi kozmik enerji devreleri, galaksilerarası bir portal ya da zamanın büküldüğü kurtdelikleri olmaktır.

yeralti tapınagi labirent
Labirent
Biraz da Vatikan'ın dürtmesiyle, 1993'te yerleşkeyi basan İtalyan yetkililer yeraltı tapınaklarına giden gizli geçidi bulamayınca bütün dağı havaya uçurmakla tehdit etmiş. Cemaatin lideri Oberto Airaudi, nam-ı diğer Falco (müritler isimlerini hayvan ve bitkilerden seçiyor) karar vermek için kozmik güçler konseyine danışmış fakat konsey kararsız kalmış. Damanhur kılavuzundan (The Travelers Guide to Damanhur, North Atlantic Press; 2009) öğrendiğimize göre Falco da gizli geçidi göstermiş. Dört yıl süren kavga, tartışma ve hukuki sürecin sonundan mağaraların korunmasına karar verilmiş. 60 avro verip gezmek mümkün.

27 Ekim 2013 Pazar

Tanrıçanın Öncü Kadın Yazarları

Marija Gimbutas
Günümüzde, antik tanrıça kültüne olan ilgi yeniden canlanmış durumda. Gerek eski, gerek çağdaş topluluklarda kadının en az erkek kadar eşit ağırlığa sahip olduğu eski dinler, mitler, kadim sanatlar, arkeoloji ve diğer dallarla ilgilenen insanlar, özellikle kadınlar var. Bunu tetikleyen kısmen feminist hareket - kamu ve özel sektörde eşit hak ve konum talepleri - kısmen de dünyanın geçmekte olduğu ekolojik krize karşı acil farkındalık yaratma gereği oldu. Tanrıçanın evrenin dünyevi ve kozmik kaynağı olarak betimlenmesi, bazı kadınların Ana Tanrıça'nın simgesel imgesinde sığınak bulmasına yolaçtı. Tanrıça hareketine ilk itki bir arkeologdan, Marija Gimbutas'tan geldi. 70'lerdeki eserlerinde Gimbutas güneydoğu Avrupa'nın tarihöncesi kültürlerine odaklandı ve tanrıça dini üzerine bir otorite konumuna geldi (Goodison, Lucy ve Morris, Christine; Ancient Goddesses, British Museum Press, 1998). Benzer şekilde, Elinor Gadon yazılarında tanrıçanın yeniden ortaya çıkışını şöyle yorumlayacaktı:

Elinor Gadon
Yirminci yüzyılın sonlarında, düşünme biçimimizde radikal bir değişikliğe gitmezsek, tür ve gezegen olarak mahvımızın kaçınılmaz olduğuna dair artan bir farkındalık mevcut. Tanrıçanın yeniden gündeme gelmesi bu kültürel dönüşümün simgesi ve metaforu oluyor. Din, psikoloji, sanat ve yaşam kalitesinde dişilik ilkesi tekrar değerlendiriliyor. Herşeyi nasıl gördüğümüzü atomun parçalanması kadar radikal şekilde değiştirecek toplumsal bir evrimin ortasındayız (229-230, The Once and Future Goddess, Harper Collins, 1989)

Carol Christ, Charlene Spretnak, Mary Daly, Marija Gimbutas, Cristina Biaggi, Riane Eisler, Jean Shinoda Bolen, Christine Downing ve Starhawk gibi öndegelen kadın yazarlar ve Tanrıça dininin savunucuları, eserlerinde kendini dönüştürme, güçlenme ve feminist sosyal vizyonun çeşitli yönlerini ele alan konuları işlediler. Dişilik arketipinin hem olumlu, hem olumsuz güçlerini tamamiyle kabul eden yeni dünya temelli spiritüelliğin merkezi Tanrıça oldu. Küçük bir azınlık da olsa bazı kadınlar, tanrıça figürünün iç çatışmalara çözüm getirdiğine ve iyileştirici özelliği olduğuna inandı.