21 Ağustos, 1968. Londra. Royal Albert Hall ünlü çellist Rostropoviç'i ağırlıyor, üstad Çek besteci Dvorak'ın çello konçertosunu yorumlayacak. Kaderin cilvesi, aynı saatlerde Sovyet tankları Prag sokaklarına dalmış, Dubçek rejimini insafsızca ezmekte. Evgeny Svetlanov yönetimindeki Sovyet Devlet orkestrası protestolara aldırmadan konsere çıkıyor. Ve Slava. Sahnede. Kalabalık içinde ama yalnız. Bildiği, inandığı sistemle, herşeyle ilgili ilk kuşkularını yaşıyor. Kelebeğin kozadan çıkma vakti.
Sanatçıların böyle anları, Rostropoviç anları olur, olmalı da, gerçekten sanatçıysalar, tabii. Çünkü sanatçı toplumun vicdanıdır. Herkes susar, o susmamalıdır. Bugün, şimdi, bu ülkede, doğuda, batıda, yaşanan bu islamcı kepazelikte sesi her zamankinden de gür çıkmalıdır.
Tarihi '68 Londra konserinin kaydı aşağıda. Bir bunu dinleyin, bir de Slava'nın eseri başka yer ve zamandaki çalışını.
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Şubat 2016 Pazar
31 Ekim 2013 Perşembe
Ayakkabı Boyacısının Fırçası
Totaliter devletler sanatçının tehlikesinin farkındadır. Çok doğru olarak, yanlış nedenlerle de olsa, tüm sanatın propaganda olduğunu bilirler ve onların sistemini benimsemeyen sanat onlara karşıdır. Adeta içgüdüsel olarak sanatçının zararsız bir kaçık olmadığını, ilgisizliğin ardına saklanarak yeni bir gerçek yarattığını ve ifşa ettiğini sezerler. Dolayısıyla özgürleşmiş sanatçı, eğer mitolojideki Orpheus gibi paramparça olmak istemiyorsa, karşı-oyunu oynamayı becerebilmeli, icraatını Taoizm'in ve Zen'in Judo'su gibi gizleyebilmelidir. Herkes için herşey olabilmelidir, çünkü Zen'in tarihine bakan herkes, her disiplinin özgürleştirmek için kullanılabileceğini görür - ister çömlek yapma, ister bahçe tasarımı ya da çiçek aranjmanı, ev inşaatı, çay servisi ve hatta kılıç kullanma gibi; kişi kendisini psikoterapist veya guru diyerek yüceltmemelidir. O, her ne yapıyorsa onun sanatçısıdır, sadece güzel yapma anlamında değil de sanki bir müzik aleti çalarmışçasına. Cazın lingosuyla söylersek, sahneyi sanatçı yapar, ne yaparsa onu dans eder. Ayakkabı boyacısının fırçası gibi salınır.
-- Alan Watts, Psikoterapinin Doğusu Batısı
-- Alan Watts, Psikoterapinin Doğusu Batısı
28 Ekim 2013 Pazartesi
Düş Nektarı
Fırçayla fareyi, tuvalle monitörü birleştiren sanatçılar yirmibirinci yüzyıla damgasını vuracak gibi. Kıvrımlar fraktala, boya tüpleri 24 bite dönüşüp sanatçının imgeleminden dışa yansıtılıyor ve işte sonuç, Olivia Curry'den:
![]() |
| Sirius |
27 Ekim 2013 Pazar
Gerçeğin Göze Batırılan Tezahürü
Değişik arkaplanlarda doğanın kültürle olan savaşından Kylie Minogue'un bütün aşıklarına... Hangisini beğendiniz, Spencer Tunick mi, Joseph Kahn mı?
Başlığı çok düşündüm.
26 Ekim 2013 Cumartesi
Periler Nerede Yaşar?
Belki bu soruyu henüz aklınız ermiyorken ya da zihniniz kirlenmemiş, algı kapılarınız kapanmamışken - hangisini tercih ederseniz - kendinize sormuşsunuzdur. Eğer sormuşsanız cevap gün gibi açıktır:
Tabii ki evlerinde!
Sıradan yetişkinlerse "Peri diye bir şey yok ki" diyerek konuyu geçiştirirler.
Sally J. Smith yetişkin olmasına yetişkin, ama temel elementleri, yani hava, su, toprak ve ateşi kullanarak yaptığı heykel ve yerleştirmelerin yanısıra periler için evler tasarlıyor (çoğumuzun hayalindeki iş).
Aklınıza TOKİ geldi, değil mi?
Bir Garip Orman
![]() |
| The Good Rock & Co |
![]() |
| Forest Army |
![]() |
| Animal Tree |
24 Ekim 2013 Perşembe
9 Mayıs 2013 Perşembe
Dünyayı Sırtında Taşımak
Japon sanatçı Maico Akiba, Japonca sekai (dünya) denen, kaplumbağa, fil, goril, kutup ayısı vb hayvanların sırtında küçük eko-sistemler yaratıyor. Çocuk kitapları da çizen Akiba'nın dünyayı sırtlarında taşıyan hayvanlarına bir gözatın.
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)










