Fizik Spine Concept - intro from fi'zi:k on Vimeo.
tasarim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tasarim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Kasım 2013 Cumartesi
Fizik Spine Concept
Fizik güzel bir bisiklet selesi tasarlamış: Spine Concept. İçinizdeki hayvanı loş bir aşramda tamtamlar eşliğinde transa girmeden keşfetmenin diğer yolu. Bakalım sizin hayvanınız hangisi ve size ne söyleyecek?
7 Kasım 2013 Perşembe
Damanhur'a Hoşgeldiniz
Yaklaşık otuz yıl kadar önce İtalyan ezoterik gizemcilerinin yolundan giden bir tarikat, Alpler'in eteklerinde, Torino'dan bir saat uzaklıktaki Valchiusella vadisinde Damanhur Federasyonu'nu kurdu.
Altıyüz kadar kişinin daimi ikamet ettiği yerleşke gezegenimizdeki en karmaşık ve dinamik uluslararası topluluklardan birine ev sahipliği yapmakta.
Yıllar boyunca, bu konuda eğitimleri olmasa da, bir grup seçkin Damanhurlu gizliliği sağlamak adına cemaatteki arkadaşlarına bile haber vermeden, matkabın gürültüsünü bastırmak için açılmış müzik eşliğinde geceleri çalışıp dağları oydu. Açılan bu mağaraları insanlığın yeraltı tapınaklarına (ing.) dönüştürdü: oniksten mozaikler, heykeller, gömülü mermer bölümler, gizli geçitler, değerli metaller, aynalı taşlar ve vitraylar, simyacının laboratuarından çıkmış iksirler ve kutsal duvar resimlerinden oluşmuş, bu dünyaya ait olmayan bir bal peteği. Kimbilir, belki de bu kutsal mimarinin nihai işlevi, Damanhurluların da ima ettiği gibi kozmik enerji devreleri, galaksilerarası bir portal ya da zamanın büküldüğü kurtdelikleri olmaktır.
Biraz da Vatikan'ın dürtmesiyle, 1993'te yerleşkeyi basan İtalyan yetkililer yeraltı tapınaklarına giden gizli geçidi bulamayınca bütün dağı havaya uçurmakla tehdit etmiş. Cemaatin lideri Oberto Airaudi, nam-ı diğer Falco (müritler isimlerini hayvan ve bitkilerden seçiyor) karar vermek için kozmik güçler konseyine danışmış fakat konsey kararsız kalmış. Damanhur kılavuzundan (The Travelers Guide to Damanhur, North Atlantic Press; 2009) öğrendiğimize göre Falco da gizli geçidi göstermiş. Dört yıl süren kavga, tartışma ve hukuki sürecin sonundan mağaraların korunmasına karar verilmiş. 60 avro verip gezmek mümkün.
Altıyüz kadar kişinin daimi ikamet ettiği yerleşke gezegenimizdeki en karmaşık ve dinamik uluslararası topluluklardan birine ev sahipliği yapmakta.
![]() |
| Güneş Kapısı |
![]() |
| Labirent |
6 Kasım 2013 Çarşamba
28 Ekim 2013 Pazartesi
Düş Nektarı
Fırçayla fareyi, tuvalle monitörü birleştiren sanatçılar yirmibirinci yüzyıla damgasını vuracak gibi. Kıvrımlar fraktala, boya tüpleri 24 bite dönüşüp sanatçının imgeleminden dışa yansıtılıyor ve işte sonuç, Olivia Curry'den:
![]() |
| Sirius |
17 Ekim 2013 Perşembe
Özel Mezarlıklar Üzerine
Başımıza taş yağmasına az kaldı! Yaklaşık onbir yıldan beri ülkeyi kendi çapında idare eden gerici ve baskıcı AKP iktidarıyla ilk defa aynı fikirdeyim: Mezarlıklar özelleştirilmeli ve ticari şirketler yoluyla gelişmelidir.
Tarih boyunca filozoflar çeşitli konular hakkında fikirlerini yazı ve kitapları yoluyla bizimle paylaşmışlar; örneğin Kant insan aklı, Russel tembellik, Foucault cinsellik üzerine yazmış. Bana da mezarlıklar düştü (Discourse on Cemeteries, Ars Ivci; Arctic University Press, 2013). Kader! Filozof olmadığıma göre, sanırım bu katlanılabilir bir durum.
Bilindiği gibi mezarlıklar, özellikle büyük şehirlerimizde mevcut yeşil alan stoklarımızın ciddi bölümünü oluşturmakta. Park alanlarını yağmalamış olduğumuz için, haftasonu pikniğe çıkılacak, sabahları hafif yollu koşulacak, yoga yapılacak ya da sevgilinizle oynaşacak yer sıkıntısı had safhada. Çare? Gelin Hong Kong'a bir gözatalım.
Resimde gördüğünüz bina Kowloon'daki sıradan konteyner ve yük işleme tesislerinden biri. Fotoğrafa tıklayıp büyüttüğünüzde rahatça görüleceği gibi dokuzuncu, onuncu katlarda kamyonlar ve tırlar fink atıyor. Çok katlı bir ambar-konduyu izliyorsunuz. Mezarlığın antrepodan ya da otoparktan ne farkı var? Gözünüzün önüne getirin bir, krematoryum misali, tıpkı Tokyo'daki günübirlik otellerde olduğu gibi üst üste istiflenmiş duvara gömülü mezarlar. Hayal gücünüz yetmedi mi? Peki:
İşte size süper verimli, ölçeklenebilir bir mezarlık prototipi. Duruma göre 10, 20, 30 hatta 50 katlı bile inşa edilebilir. Şirketler mezarlık işletme ruhsatı alabilmek için mevcut mezarlıklardaki ölüleri ücretsiz kendi binalarına transfer eder ve mezarlıklar yeşil alan olarak bize kalır. Win/win durumu yani.
Avantajlar bununla da sınırlı değil. Sözgelimi bankalardan tıpkı mortgage gibi uzun vadeli mezarlık kredisi alabilirsiniz (Zincirlikuyu'da 2 metrekare yer 10 günlük lüks tatil gezisinden bile pahalı, tabii bulursanız). İsteyen kameralı mezar odalarını tercih edebilir ve böylece sevdiklerinin tünelin ucundaki ışığın öbür yanındaki gelişimini takip edebilir ya da internetten yayınlar. Ücreti mukabil takılabilen surround müzik sistemi, kabinlerde merhumun zevkine göre bir müzik seçkisi sunar. Seçenekler sonsuz.
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden AK Parti'nin (dikkat) özel mezarlık tasarısını destekliyorum. Durmak yok, yolda devam; yol bitse bile!
Tarih boyunca filozoflar çeşitli konular hakkında fikirlerini yazı ve kitapları yoluyla bizimle paylaşmışlar; örneğin Kant insan aklı, Russel tembellik, Foucault cinsellik üzerine yazmış. Bana da mezarlıklar düştü (Discourse on Cemeteries, Ars Ivci; Arctic University Press, 2013). Kader! Filozof olmadığıma göre, sanırım bu katlanılabilir bir durum.
Bilindiği gibi mezarlıklar, özellikle büyük şehirlerimizde mevcut yeşil alan stoklarımızın ciddi bölümünü oluşturmakta. Park alanlarını yağmalamış olduğumuz için, haftasonu pikniğe çıkılacak, sabahları hafif yollu koşulacak, yoga yapılacak ya da sevgilinizle oynaşacak yer sıkıntısı had safhada. Çare? Gelin Hong Kong'a bir gözatalım.
Resimde gördüğünüz bina Kowloon'daki sıradan konteyner ve yük işleme tesislerinden biri. Fotoğrafa tıklayıp büyüttüğünüzde rahatça görüleceği gibi dokuzuncu, onuncu katlarda kamyonlar ve tırlar fink atıyor. Çok katlı bir ambar-konduyu izliyorsunuz. Mezarlığın antrepodan ya da otoparktan ne farkı var? Gözünüzün önüne getirin bir, krematoryum misali, tıpkı Tokyo'daki günübirlik otellerde olduğu gibi üst üste istiflenmiş duvara gömülü mezarlar. Hayal gücünüz yetmedi mi? Peki:
İşte size süper verimli, ölçeklenebilir bir mezarlık prototipi. Duruma göre 10, 20, 30 hatta 50 katlı bile inşa edilebilir. Şirketler mezarlık işletme ruhsatı alabilmek için mevcut mezarlıklardaki ölüleri ücretsiz kendi binalarına transfer eder ve mezarlıklar yeşil alan olarak bize kalır. Win/win durumu yani.
Avantajlar bununla da sınırlı değil. Sözgelimi bankalardan tıpkı mortgage gibi uzun vadeli mezarlık kredisi alabilirsiniz (Zincirlikuyu'da 2 metrekare yer 10 günlük lüks tatil gezisinden bile pahalı, tabii bulursanız). İsteyen kameralı mezar odalarını tercih edebilir ve böylece sevdiklerinin tünelin ucundaki ışığın öbür yanındaki gelişimini takip edebilir ya da internetten yayınlar. Ücreti mukabil takılabilen surround müzik sistemi, kabinlerde merhumun zevkine göre bir müzik seçkisi sunar. Seçenekler sonsuz.
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden AK Parti'nin (dikkat) özel mezarlık tasarısını destekliyorum. Durmak yok, yolda devam; yol bitse bile!
4 Eylül 2013 Çarşamba
White Sea Milkport
Kılıçaslan, Alparslan, Yavuz Sultan Selim, Osmanlı, Yeni Osmanlı, ecdad, imparatorluk, Çin Seddi'ne dek seferler, telekinezik jöleler... Atın bakalım, atın, nasıl olsa Akdeniz sütliman.
İlk hedefiniz Sütlüyol Galaksisi, ileri!
İlk hedefiniz Sütlüyol Galaksisi, ileri!
26 Ağustos 2013 Pazartesi
Köfteci Hasan Neye Karşı?
Usta'nın seyir defteri
Yıldız tarihi: 2013.1
Mevki: Tokat-Turhal duble karayolu
Kayıt burada bitiyor.
Yıldız tarihi: 2013.1
Mevki: Tokat-Turhal duble karayolu
![]() |
| Çapulcu Özgürlük |
26 Nisan 2013 Cuma
Decadent Designs
Decadent (ing) sözcüğünü Türkçe'ye nasıl çevirirsiniz? Sözlüklere göre decadent ahlak düzeyi düşük anlamına geliyor fakat bu tanım geride gizlenmiş asaleti anlatamıyor. Kanadalı Decadent Designs bir moda tasarımcısı ve işte tam da bunu yapıyor: makul derecede düşük ahlaklı, şu asil siyah damask korse gibi.
Bu sözcüğe halâ bir karşılık arıyorum ve çürümedeki o zerafeti anlatmak için dönüp dolaşıp resimlerden başka bir şey bulamıyorum. Daha ne yapayım? Buyrun...
Bu sözcüğe halâ bir karşılık arıyorum ve çürümedeki o zerafeti anlatmak için dönüp dolaşıp resimlerden başka bir şey bulamıyorum. Daha ne yapayım? Buyrun...
Alternatif Uzuv Projesi
Takma kol ya da bacaktan moda aksesuarı olur mu? Alternatif Uzuv Projesi'nin kurucusu, özel efekt uzmanı ve sanatçı Sophie de Oliveira Barata'ya göre çoğu prostetik kullanıcısının bakış açılarını değiştirme vakti geldi de geçiyor bile! Saklamak, gizlemek, psikolojik baskıyı göğüslemek yerine neden takma uzuvlar amputeler için kendini ifade etmenin başka yolu olmasın?
Gerektiğinde grafikçiler, lazer kesiciler, metal, plastik ve ahşap doğramacılarla birlikte çalışan Barata, tasarımlarını üç grupta toplamış: gerçekçi, gerçeküstü ve gerçekdışı. Gerçeküstü uzuvlarda biyonik aksam, üç boyutlu rölyefler, hatta başka canlıları çağrıştıran deri parçaları olabiliyor. Model ve şarkıcı Viktoria Modesta'nın kullandığı gibi uzuvlarsa gerçekdışı grubunda ve stereofonik, kristalize ya da mücevherlerle kaplı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












