ortuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ortuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2016 Salı

Şiş Kebap Çok Güzel, Yine Gelecek Ben

sis kebap cok guzel
Ne çok işitmeyi severiz bu ifadeyi, nasıl da gururumuzu okşar. Biliriz gerçeği yansıtmadığını ama, gerçek güzel olmayınca ne yapsın son sünni müslüman Türk devletinin bireyleri?

Uzun bir aradan sonra yazıyorum günceme bir kez daha; tıpkı vakdi zamanında Özdemir İnce'nin dediği gibi yazmanın faydası olmadığını bilerek. Aklını yitirmiş bir toplumun, düpedüz kafasında kurguladığı hayalleri gerçek sanan (ing. delusional) reislerinin peşinde uçuruma doğru dörtnala gidişini izliyor yorgun gözlerim. Freni patlamış kamyonda, kendisini lastik top sanan yumurtalara bakıyorum; her sarsıntıda değil artık birkaçı, yüzlerle binlerle kırılıyor ama yılmıyorlar, daha hızlı diyorlar, tıpkı inançları gibi çölleştirdikleri memleketi bir uçtan diğer uca katederken.

Hüzünleniyorum. Keşke imkanım olsa diyebilsem ben de:

Şiş kebap çok güzel, yine gelecek ben.

Keşke diyebilsem içimden, "Nah gelirim bir daha!" diye.

22 Mart 2015 Pazar

Qipao: Sade ve Seksi

kirmizi qipao
Okullarda bize Moğol ve Türk akınlarını Çin Seddinin durdurduğu öğretilir. Bu kısmen doğrudur. Asıl etken Çin'in derin kültür hazinesidir; kalır, yerleşirseniz sizi dönüştürür ve kendisine benzetir (Galiptir bu yolda mağlup). Onun için savaşta kazansanız bile geri dönersiniz. Dolayısıyla, saldırılar talan amaçlı kalır. Çinli sabırla, bir oya gibi işleyerek duvarını örer ve sonunda yağmaya son verir.

Tek parçalı, yüksek yakalı, derin yırtmaçlı (etek kısa veya uzun olabilir) geleneksel kadın giysisi olan qipao ya da cheongsam, çekiciliğiyle sizi büyüler, hem de bütün sadeliğine rağmen. Gündelik yaşamda pek sık kullanılmaz; evinde ya da sokakta bu Mandarin giysisiyle dolaşan kadına pek rastlamazsınız. Partiye giderken, sevgilinizle çıkarken, vb giyilir.

Modern Çin'de qipao bir çeşit resmi elbise olmuştur, üniforma niyetine kullanılır; özellikle de lokanta, KTV (karaoke) ve masaj salonlarında. Ortalama Türk kadını bedeni için maalesef biraz küçüktür.

Kültürün en önemli göstergelerinden birisi de kadınların nasıl giyindiğidir.

15 Mart 2014 Cumartesi

Hırsız Katil Yalancı

hirsiz, katil, yalanci yamyam numunesi
Kimilerinize film adı gibi geldi, değil mi? Olabilirdi de, Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı (1989) isimli eserden oldukça farklı halbuki Hırsız Katil Yalancı'nın konusu. Herşeyden önce duyanların aklına gelen ilk şey sinema değil bir kişi, bir insan; hatta insan da değil bir yamyam. Evet, tıpkı vampirler ve kurtadamlar gibi yamyamlar da gerçek ve halâ yaşıyorlar.

Yaşıyorlar, aramızdalar. Bizim gibiler; evleniyor, çoluk çocuk sahibi oluyor, rüşvet alıp veriyor, hayır hasenat yapıyor, günah işliyorlar. Yine de gizlenmek için bütün çabalarına rağmen tanımak çok kolay onları:

  • Ciltleri kösele gibi, zımpara kağıdından hallice. Kızarmıyor, çürümüyor.
  • Potansiyel yemeklerine hitap ederken gereksiz yere yüksek, yamyam arkadaşlarıyla konuşurken kısık çıkıyor sesleri.
  • Asalak olduklarının, ancak başkalarının etiyle yaşamlarını sürdürebileceklerinin farkındalar, bunu yapmaya yeteneklerinin olmadığının da.  Bunun için gözleri kapalı destekliyorlar birbirlerini.

Ve çırpınıyor insancıklar, iştahları bir türlü dinmeyen yamyamların midelerine olan tek yönlü yolculuğa çıkmamak için.

Ve haykırıyor Hırsız Katil Yalancı:

Bennn...
Benimmm...
Sen kim oluyorsun?
Haddini bil.

Sinirleri bozuk. Kaç gündür aç; bir rahat vermediler ki iki karaciğerle üç böbrek götürsün. Midesi gurulduyor, ağzı kokuyor. Açlıktan başı dönüyor.

Ve evrimin tunç kuralı işliyor, işleyecek. Hemcinslerini yiyen yamyamların soyu tükenecek, tarihe karışacak. Ardından tarlalar sürülecek, hayvanlar güdülecek, demir işlenecek, uzaktaki fabrikaların bacasıysa püfür püfür. Alın teri damlayacak biraz eğilince öne. Fırından gelmiş  sıcacık ekmek bölünecek, soğan kırılacak ve başlayacak emekçilerin şöleni.

11 Aralık 2013 Çarşamba

Armut Dibine Düşer

cift armut
Serseriler, terbiyesizler, şerefsizler, şunlar, bunlar... Hanım uluslararası temsilde, oğlan teftişte. Çok gemicikler kalkmıştır bu limandan, meçhule gittiğini umarak. Laşing kopar yük kayarken, çatırdayarak ayrılır omurga. Dökülür pespayeliğin ve kepazeliğin yolcuları köpüklü sulara. Heyhat, yardım için hiçbir kol uzanmaz onlara. Merhamet bile tükenir çünkü, tıpkı iktisat kuramlarındaki kaynaklar gibi kıttır o da. Bardağa düşen her damlayı dengelemek için azalır merhamet insanın denkleminde. Gün gelir bardaktaki su taşar, gemi batar ve sığınacak küçücük bir adayı boşa ara o küstah gözler. Alın teri akıtmadan kazanılmış altınlar ancak safra olur, kuşlar tükürür gibi başlarına pisler.

Dedikleri gibi, armut dibine düşer.

6 Aralık 2013 Cuma

Pazartesi Yer Yerinden Oynayacak

I am the Bavulman
Masasındaki evraklara bir kez daha baktı. Hepsinin köşeleri farklı renklerde ispirtolu kalemlerle işaretlenmişti. Yılların alışkanlığı işte; kimileri için tarih sırası, kimileri için alfabetik dizilim, bazıları için şekil ya da boy, onun içinse renk önemliydi, tasnif, tasnif, tasnif: yeşil, mavi, kırmızı, sarı... Ona boşuna Bavulman dememişlerdi. Gizli, can yakan belgeleri yayımlarken hep aynı taktiği izlerdi:

Önce sarı renklileri açıklardı; ve beklerdi... Sazanlar oltadaki yeme atlar, mal bulmuş mağribi gibi saldırır, biçimsiz dişleriyle hunharca ısırırlardı. İddiaları reddeder, inkâr eder, suçlarlardı. En keyifli an buydu işte; onların ağızlarından tükürük saça saça batmalarını izlemek.

Sarıyı, ki ona tokat derdi, yeşil izlerdi, bıçak darbesi. Önce tokatladığı hasmını, onu öldürmeyecek ama ciddi kan kaybettirecek şekilde deşmek. Bıçağı yiyen rakip öyle inlerdi ki ta Pensilvanya'dan duyulurdu hırıltılı sesi. İnkâr ve kabul. Toplardamardaki kesik kan kaybına yol açar, beyne giden oksijen azalır ve rakip tehdide başlardı. Yirmialtıdan kırküç yıla kadar hapis ha!

Isınan ve terleyen, abuk sabuk konuşan düşmana en çok mavi iyi gelirdi, yani soğuk su. En yüksek zirvelerden özenle toplanmış, buz gibi su şarrr diye boşalırdı başlarına. Ölümü kabullenme de bu aşama esnasında gerçekleşirdi, ama asıl öldürücü manevra kırmızı olurdu ki bunu pek sevmezdi. Birini öldürmek sapıkça gelirdi ona, intikam zayıflara göreydi. O yüzden genellikle kırmızıları sızdırırdı düşmanının düşmanına; karma, ilahi adalet, ya da her neyse.

Tekrar baktı mavi renkli evrağa. Bilgisayarın enter tuşu kaydetti ve yazı işlerine olan yolculuğuna başladı  tırnaklarından irin damlayan harflerden oluşan katar. Ve Bavulman kalktı, montunu giydi ve serin Aralık gecesine saldı kendisini. Pazartesi yer yerinden oynayacaktı.

4 Aralık 2013 Çarşamba

Tarzan Zor Durumda

Acemi Tarzan: George
Yıllar öncesinin çizgi filmine gitti aklım: George of the Jungle. Ormanların tek hakimi Tarzan'ın komedi versiyonu olan yapımın kahramanı tabii ki George. Sarkan sarmaşığı yakaladığı gibi ağaçtan ağaca gitmeye çalışırken attığı o meşhur Aaaağığağığaaa çığlığı ve onu takip eden küüüt diye bir ses sanki daha dün olmuş gibi taze. Sevgili George'un her süzülme denemesi kaçınamayıp çarptığı ağaç gövdesinde biterdi. Bizim Tarzan da ondan farklı değil.

Ankara'dan sarmaşığı kavrıyor, Erbil'e uçacak, küüüt diye Bağdat'a çarpıyor. İstikamet Şam diyor, paaat Moskova alnında. Dersanelerin işi bir ayda bitecek diyor, başlıyor maymunlar kaset fırlatmaya. Yere inmeye kalksa her yer yolsuzluk bataklığı, 112'si bir para. Çaresiz çıkmış bir ağaca, inliyor:

İçki içtiler, ayakkabı giydiler. Benim şeftalim, benim gazozum. Leblebimizi yedirtmeyiz.

Küüütttt!

30 Kasım 2013 Cumartesi

Gavator'un İhaneti

Rahmetli Necmettin Erbakan'ın mezarında "Sizi gidi dönekler sizi!" dediğini duyar gibiyim; o hafif ince, birazcık gevrek ve müstehzi sesiyle. Kendisine ihanet edenlerle hesabını göremeden, gözü açık gitti Hoca. Şimdi hainlerin üçüncü ihanetini gülümseyerek bile izleyemiyor, çünkü ikinci ihanet çoktan kahretti onu.

Akreplerin elinden akreplikten başka bir şey gelmiyor ve atasözümüz, o kadim atalarımızın öğüdü binlerce yıl uzaktan kulaklarımızda çınlıyor:

Kış kışlığını...

26 Kasım 2013 Salı

Bir Gavatsıl Durugörü Anıydı O

Yüce dağların doruklarından damıtılıp süzülen. Ayılar pür gavat, ceylanlar pür dikkatti. Gasgavat çarşaflar ipte serilmiş kururken mandallar huzursuzdu. Coşkun akan ırmaklardaki kayaların arasından ok gibi fırlayan sazanlar yaklaşan kışı umursamıyordu. Ne zaman umursamışlardı ki?

Takke düştü, kel göründü ve Pan borusunu üfledi. O gavatsıl durugörü anı hiç yaşanmadı.

16 Kasım 2013 Cumartesi

Gavateli'nde Bir Garip Gavat

heinlein, yaban diyarindaki yabanci gavat
Yirmibirinci yüzyıl, Samanyolu Galaksisi, Güneş Sistemi, sakinlerinin Dünya ismiyle andığı üçüncü gezegen.  Herşey vatandaşlarının kimliğini, değerlerini ve ahlâkını terk ederek delirmesine yol açacak bir salgına maruz kalan bir ülkede başladı: Gavateli.

Bir elin parmakları kadar olan gavat sayısı mitoz bölünerek her 28 günde ikiye katlandı. Ters zombi de denilen gavatlar ölen sağlardı. İşbölümü anlayışları tıpkı arı kolonisi gibiydi:

  • İşaretçiler
  • Haydutlar
  • Sopalılar
  • Denetçiler
 İşaretçilerin işi basitti: devlet ve din düşmanlarının evlerini işaretlemek ve varsa kimliklerine bu durumu kaydetmek, yoksa kollarına kişinin kâfir olduğunu gösteren pazubentler takmak. Bu bilgileri gizli veri bankalarına yükledikleri de rivayet edilir.

Haydutlar üniformalıydı. Nerde bir başkaldırı olsa, nerede salgın yayılmakta güçlük çekerse o bölgelere sevk edilirlerdi. Eğitim ve donanımları tamdı.

Sopalılar gölge güç diye de anılırdı. Haydutların ve yargının baş edemediklerini haklamak onların göreviydi. Genelde ara sokaklarda saldırırlar ve alamet-i farikaları olan orta boyda sopa ve ender de olsa pala taşırlardı.

Büyük İtalyan düşünürü Mussolini'ye atfen ak gömlekliler olarak da bilinen denetçiler istihbarat ve ihbar işlerinden sorumluydu. Genel Etek Kararnamesi'ne aykırı etek giyenleri, saç teli olanları, şile bezi giyenleri, gizlice kuru fasulye pişirenleri ve yüce Gavator'un Cinsiyetlerarası Uyum Tebliği'ne aykırı ikâmet edenleri haydutlara sufle ederlerdi.

İşte böyle bir ortama iniş yaptırır Robert A. Heinlein Yabancı'sının uzay gemisini. Yabancı durumu süzmek için gavat kılığına girer geçici bir süre. Ve sonra... Sonrasını kitapta okuyun.

10 Kasım 2013 Pazar

Yaşayan Ölüler Ülkesi

zombilik bulasicidir
Ürüyoruz
Hangi başbakanın evcil hayvanı vardı? Düşünüyorum, düşünüyorum ama hatırlayamıyorum. İdeolojisi hiç önemli değil, ister muhafazakar demokrat, ister sosyalist, ister liberal ya da her neyse, içinde hayvan sevgisi olan hiç mi yoktu? Köpeği, kedisi, muhabbet kuşu, papağanı ya da  kaplumbağası olan oldu da biz mi görmedik? Doğadan, yaşamdan bu kadar kopuk insanları nasıl bulduk, nasıl seçtik? Kimler ya da ne bizi birer zombi haline getirdi? Nasıl bu kadar yanıldık? Şimdi köpekler uluyor ve biz kahroluyoruz.

1 Kasım 2013 Cuma

15 Ekim 2013 Salı

Kurban Olsun Bayram Bize!

Yakınlaşma mevsimi geldi ya, vatandaş tatlı bir telaş içindeydi gölgelerin kısalmasıyla birlikte.

kes bir
Dualarla boğazı kesilen mal ya da hayvan ya da kurban sallandırıldı kepçeden bir süre, kanı çabuk aksın diye. Fazla kalmadı orada zahir, sıradakine yer açmak için kendisiyle aynı kaderi paylaşmış arkadaşlarının yanına serildi. Henüz canlıydı. Bir kaç defa kalkmaya yeltendiyse de olmadı, yetmedi gücü. Arapça mırıldanan sözler dindirmedi acısını. Baktı elinde fırçalarla fışkıran kanını toprakta taze açılmış çukura aceleyle süpüren adamlara: Temizlik ve iman, ayrılmaz ikili! Pudra'dansa ses seda yok, belli ki bu diyarlara uğramayacak.

Düşününce üzülüyor insan, acaba kepçe olmadan nasıl yapılıyordu bu işler ortaçağda? Çukuru açmak kaç saat sürüyordu, ya da hayvanı asmak nasıldı? Hayal etmesi bile güç.

Bugün bayram, kutlu olsun!

Bu arada, tavuk etinde indirim var.

17 Eylül 2013 Salı

Boş Şişeler Kurulu

bos renkli siseler
Memleketin birinde ilginç mi ilginç bir kurul varmış. Her Perşembe olağan toplantısını yapan bu nezih kurulun üyeleri boş şişelerden oluşuyormuş. Güneş Doğu dağlarını aştıktan birkaç saat sonra bir araya gelip, büyük bir gürültüyle kafalarını çarpıştırıyorlarmış:

Çınnnn!

Dalga dalga yayılan bu istisnai ses ülke semalarında yankılandıkça, memleket ahalisine de konuşacak konu çıkıyor, çıplak ayaklara pabuç, Arapça bilmeyen Ortadoğu uzmanlarına makale, ağızlara sakız, ulemaya fetva, Mecnun'a Leyla, hastaya derman, gelinlere kına oluyormuş.

Bir varmış, bir yokmuş.

6 Eylül 2013 Cuma

Kovboyluk Yapamayan Çevik Haydutlar

sadist seytan
Sadistic Demon
Zor zanaattir kovboy olmak, herkes yapamaz, yaptırmazlar. Güç ister, para ister, bilgi ister, birikim ister. Kovboy olamayanlar çevik haydut olurlar. Birikmiş şiddeti aktarmanın ve tatmin olmanın tek yolu budur.

İkisinin de asli mekanizması aynıdır. Püf noktası sizden zayıf bir hedef bulmaktır; ister demokrasi getirin, ister destan yazın. Hedefi saptar ve saldırırsınız. Biraz geri çekilir, gevşer, derin nefes alır ve tekrar ileri atılırsınız. Vurursunuz kafasına gözüne. İçinizi tatlı bir sıcaklık kaplar. İşte, vuslat olmanın günah sayıldığı diyarlarda tatmin böyle olunur. Atıl kurt!


4 Eylül 2013 Çarşamba

White Sea Milkport

sutliman desenli nevresim takimi
Kılıçaslan, Alparslan, Yavuz Sultan Selim, Osmanlı, Yeni Osmanlı, ecdad, imparatorluk, Çin Seddi'ne dek seferler, telekinezik jöleler... Atın bakalım, atın, nasıl olsa Akdeniz sütliman.

İlk hedefiniz Sütlüyol Galaksisi, ileri!

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Makarna ve Kömür İstihkakı Artıyor

davutoglu mutevazi kahvalti sofrasi
Hükümete yakın kaynaklar 2014 yılı başından itibaren makarna ve kömür tahsislerinin artırılacağını söyledi. Bilindiği gibi, her iki kaynak da kalori cinsinden tanımlanıyor ve ortalama vatandaşın ihtiyaç duyacağı kalori miktarının karmaşık bir hesabı var. Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumu uzmanlarının yardımına başvurulmakta. TÜİK doların ivmesi, hava sıcaklığının ivmesinin hızı, altın fiyatı, Mekke'deki nem oranı ve görgüsüzlük katsayısının bileşik sonucuna göre makarna ve kömür istihkaklarının belirlenmesinde destek unsuru olarak görev yapıyor.

23 Ağustos 2013 Cuma

Süsünü Büründürdüğüm Bağzı Şahıslar

Bu ülkede çirkin insanlar var; mide bulandıran, tiksindiren cinsten. Yemek niyetine hayvan tersi yiyen, sülfürik asit terleyen, cıva yumurtlayan, ağzından sözcük yerine karbon monoksit çıkan iğrenç insanlar.

Süsünü pek iyi büründürür onlar. Yandaş TV'lere çıkar, atar tutarlar. Nasıl olsa karşıt görüşlü birisi yoktur karşılarında. Hem olsa ne farkeder? Sallandırılmaktan beter eder kıymetlimin yargı sistemi tek bir ters laf çıktığında yüzeye.

Sabah akşam yalan söyler dururlar 76 milyona. Yarısı yer, bu da onlara yeter!

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Tayyip Evrenin Merkezi midir

kevin bacon
Civanmert ve eşsiz Başbakan'ın uzmanı olduğu alanların sayısının, ortalama insanın başındaki saç sayısından fazla olduğu herkesin bildiği gibi tartışılmaz bir gerçek. Bu kadarla yetinse belki sorun olmayacaktı, lakin kendisini herşeyin merkezine yerleştirmesi (çevre mi, en iyi çevreci, plan mı, en iyi planlamacı, Filistin'e çıkan yollar O'na çıkıyor, vb) bu yazıya yol açtı. Maalesef, evrenin merkezi Kevin Bacon ve onu oradan uzaklaştırmak RTE için bile olanaksız.

Herşey Kevin Bacon'un çıktığı bir TV programında Hollywood'da çalışmadığı insanın kalmadığını söylemesiyle başladı. Showu izleyen üç üniversiteli kafadar "Kevin Bacon'a kaç adım uzaktasınız" isimli bir oyun icat etti ve toplam adım sayısının altı olduğunu ispatladı. Bir kısım çapulcu internette "Kevin Bacon evrenin merkezidir" adlı bir grup kurdu. Bir başkası bütün IMDB veri tabanını tarayıp aradığınız sanatçının Bacon sayısını (Kevin'in Bacon sayısı 0, onunla aynı filmde oynayanların 1, onunla çalışmış olanlarla oynayanların sayısı 2, vs) hesaplayan bir bilgisayar programı yaptı. Herkes arı gibi çalışır da Google durur mu? O da arama sorgunuza "Bacon number" + sanatçının adı yazdığınızda hemen size Bacon sayısını vermeye başladı. Konu dallanıp budaklanmaya devam etti ve Erdös (ünlü matematikçi) sayısı da işin içine girdi ve Erdös-Bacon sayısı doğdu. Önceleri kendisiyle alay edildiğini düşünen Kevin Bacon bile kısa bir süre sonra bu kervana katıldı ve 6 Adım vakfını (ing) kurdu. Sonuçta Kevin Bacon'a altı adım (ing) bir internet fenomeni (mem) haline geldi ve sanatçıyı tartışılmaz şekilde evrenin merkezine oturttu.

Peki Tayyip ne yapabilir? Bacon'u tahtından indirmesi neredeyse imkansız. Tavsiyem öncelikle bir film çevirmesi (bu şart) ve ardından Bacon'u Ergenekon tertibine bir şekilde dahil edip Silivrilerde süründürmesi. Aksi takdirde evrenin merkezi kesinkes Kevin Bacon'dur.

17 Haziran 2013 Pazartesi

Tatsız Kabak

huseyin celik kafa
Diktatörlük sözcüsü Hüseyin Çelik eylemler için "Artık kabak tadı verdi" demiş. Rahmetli halam sevmediği adama tatsız kabak derdi, arif kadındı vesselâm.