demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2016 Pazar

Yandaş Yalakanın Gözüyle Trump

Yılışık yavşak yandaş yalakalardan peşpeşe Trump güzellemeleri izliyoruz. Bu yazıda kendimi bu dışişleri dahilerinin yerine koymaya karar verdim. Buyrun bakalım.
Çok şükür yarabbim! "İslâm bir kanserdir" diyenler kazandı seçimi. Ümmetimizin yolu açıldı.

"Müslümanları ABD'ye sokmayacağım, camileri yıkacağım" gibi inciler yumurtlayanlar iktidarda artık. Bunun minik hilafetimize ne büyük faydalar sağlayacağını görmeyenler münafıktır.

Trump Suriye sorununu Rusya ile anlaşarak çözmek istiyor. Ne güzel! Böylece oradaki insanlık düşmanı öfkeli çocuklar Ruslar tarafından itlâf edilebilecek. Biz de sınırı kapatarak bu başbelâlarının kaçmasını önleyerek çorbaya tuz katarız, böylece masada oluruz. Bizden harika tuzluk olur, zaten!

Trump NATO'ya fazla para aktarmaya karşı. Bu, ittifakın ikinci büyük ordusu olarak ağırlığımızın artması demek. Nihayet Brüksel'e daha fazla para ödeyeceğiz ve NATO'da önemimiz logaritmik olarak çoğalacak.

Trump tıpkı bizim gibi; kadınlardan, eşcinsellerden, farklı din ve inançlardan hoşlanmıyor, gerekliyse yalana başvuruyor. Dünya liderimizle uyumu mükemmel olacak.

Ve de en önemlisi: Trump bize Fetullah Hoca Efendi hazretlerini (pardon, aklım bir an geçmişe gitti), o ahlâksız terörist başını iade edecek. Yeme de yanında yat. Daha ne isteyelim?

Açıkçası ferahladım. Yandaş olmanın kendine özgü bir rahatlığı var, insan özgürlüğü iliklerinde hissediyor, kalemine kuvvet geliyor. Herkese tavsiye ederim.

15 Mart 2014 Cumartesi

Hırsız Katil Yalancı

hirsiz, katil, yalanci yamyam numunesi
Kimilerinize film adı gibi geldi, değil mi? Olabilirdi de, Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı (1989) isimli eserden oldukça farklı halbuki Hırsız Katil Yalancı'nın konusu. Herşeyden önce duyanların aklına gelen ilk şey sinema değil bir kişi, bir insan; hatta insan da değil bir yamyam. Evet, tıpkı vampirler ve kurtadamlar gibi yamyamlar da gerçek ve halâ yaşıyorlar.

Yaşıyorlar, aramızdalar. Bizim gibiler; evleniyor, çoluk çocuk sahibi oluyor, rüşvet alıp veriyor, hayır hasenat yapıyor, günah işliyorlar. Yine de gizlenmek için bütün çabalarına rağmen tanımak çok kolay onları:

  • Ciltleri kösele gibi, zımpara kağıdından hallice. Kızarmıyor, çürümüyor.
  • Potansiyel yemeklerine hitap ederken gereksiz yere yüksek, yamyam arkadaşlarıyla konuşurken kısık çıkıyor sesleri.
  • Asalak olduklarının, ancak başkalarının etiyle yaşamlarını sürdürebileceklerinin farkındalar, bunu yapmaya yeteneklerinin olmadığının da.  Bunun için gözleri kapalı destekliyorlar birbirlerini.

Ve çırpınıyor insancıklar, iştahları bir türlü dinmeyen yamyamların midelerine olan tek yönlü yolculuğa çıkmamak için.

Ve haykırıyor Hırsız Katil Yalancı:

Bennn...
Benimmm...
Sen kim oluyorsun?
Haddini bil.

Sinirleri bozuk. Kaç gündür aç; bir rahat vermediler ki iki karaciğerle üç böbrek götürsün. Midesi gurulduyor, ağzı kokuyor. Açlıktan başı dönüyor.

Ve evrimin tunç kuralı işliyor, işleyecek. Hemcinslerini yiyen yamyamların soyu tükenecek, tarihe karışacak. Ardından tarlalar sürülecek, hayvanlar güdülecek, demir işlenecek, uzaktaki fabrikaların bacasıysa püfür püfür. Alın teri damlayacak biraz eğilince öne. Fırından gelmiş  sıcacık ekmek bölünecek, soğan kırılacak ve başlayacak emekçilerin şöleni.

1 Şubat 2014 Cumartesi

Takip için Bilal Erdoğan'ı Görevlendirdiniz mi?

CHP Milletvekili Umut Oran'ın sansürlenen soru önergesi aşağıdadır:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan, bazı bakanlar ve kamudan sıklıkla ihale alan bazı işadamlarına ait son telefon görüşmesi tapeleri CHP tarafından TBMM gündemine taşındı. Sabah-atv grubunun satışını yeniden gündeme getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Başbakan Erdoğan’a, “Sabah-atv satış koordinatörünüz Binali Yıldırım mıdır? Takip için Bilal Erdoğan’ı görevlendirdiniz mi?” diye sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye verdiği soru önergesiyle son tapeleri değerlendirdi. Umut Oran’ın, Erdoğan’dan yanıt beklediği sorular şöyle:

Sıkıntıdayız hallolacak bu iş

- 21 Temmuz 2013 tarihinde Cengiz Koloğlu ile evinizde yaptığınız görüşmede Sabah ve ATV ile ilgili olarak “sıkıntıdayız, hallolacak bu iş” demek suretiyle bu basın organlarının alınması yönünde sözlü bir talimat verdiniz mi?

- 21 Ağustos 2013 tarihinde sizin talimatınız doğrultusunda o dönem Bakanlık yapmakta olan Binali Yıldırım, İbrahim Çeçen ve Mehmet Cengiz’e Turkuaz Grubunun Cengiz, Kolin, Limak tarafından satın alınması için bir talimat vermiş midir?

Koordinatör Binalı Yıldırım mı?

- Sabah-atv satışı için kurulan para havuzunun koordinatörü Binali Yıldırım mıdır?

Ankara-İstanbul hızlı treni

- 3 Eylül 2012 tarihinde Ankara Ahlatlıbel’de bulunan sosyal tesislerde, Binali Yıldırım ile Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir, Hayrettin Özaltın, Adnan Çebi arasında gerçekleşen buluşmada sizin talimatınızla Binali Yıldırım bu şahıslardan belli oranlarda para ödemelerini talep etmiş midir? Binali Yıldırım “kendilerinden istenen ödeme oranlarının çok önemsenmemesi gerektiğini, demiryolu ihalesini (İstanbul-Ankara Hızlı Trende tünel ihalesi)  alarak zararlarını kapatacakları” yönünde kendilerine garanti vermiş midir?

İhale garantisini Binali Yıldırım mı veriyor?

- Sizin talimatınız ve emirleriniz doğrultusunda para talep edilen bu şahıslara daha birçok ihale verileceği yönünde Binali Yıldırım tarafından verilen herhangi bir garanti bulunmakta mıdır? Bu şahıslara kamu ihaleleri verilmesi noktasında ayrıcalık tanınması yönünde bir yazılı veya sözlü talimatınız bulunmakta mıdır?

- Turkuaz grubunun alınması için verdiğiniz talimatlar uyarınca,  424,4 milyon liralık vergi borcu Maliye Bakanlığı tarafından yapılan uzlaşma sonucunda sıfırlanan Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz’den 100 milyon, Nihat Özdemir’den 100 milyon, İbrahim Çeçen’den 100 milyon, Adnan Çebi’den 30 milyon, Hayrettin ve Nuri Özaltın’dan 20 milyon, Naci ve Celal Koloğlu’dan 100 milyon, toplam 450 milyon ABD Doları talep edilmiş midir?

Koloğlu kriz geçirdi

- Bu meblağı duyunca Celal Koloğlu’nun kriz geçirdiği, Mehmet Cengiz’in kendisine 3 adet tansiyon hapı verdiği, bu yaşananların tarafınızca iletilmesine rağmen istenilen parada herhangi bir indirime gidilmemesi yönünde bir talimatınız bulunmakta mıdır?

Takip için Bilal Erdoğan’ı görevlendirdiniz mi?

- Sizin adınıza bu işi takip etmesi için oğlunuz Bilal Erdoğan’ı görevlendirdiniz mi, bu projenin kod adı “Mekke Projesi” midir, o tarihlerde sizin takip ettiğiniz Mekke’de gerçekleşecek, 15 iş adamının katıldığı hangi proje vardır?

Kolay kredi için bankaya talimat verdiniz mi?

- İş adamlarının bu parayı kolayca ödeyebilmeleri için kendilerine birer kamu bankası olan Ziraat Bankası ile Halkbankası’ndan kredi açılması yönünde sizin veya ilgili bakanların vermiş olduğu bir talimat var mıdır? Kendilerinden 300 milyon ABD Doları talep edilen Cengiz – Kolin ve Limak Şirketlerinin sahiplerinin ihtiyaç duydukları nakdin bir kısmı verdiğiniz emir üzerine Binali Yıldırım’ın araya girmesi ile 2013 yılı Ekim ayında Ziraat Bankası’ndan mı ödenmiştir?

Satış için tekzibiniz var mı?

- 23 Ağustos 2013 tarihinde kurulan, sermayesi 380 milyon TL olan Zirve Holding’in Çalık Holding’e 1 milyar 100 milyon dolara satılan Sabah ve ATV gibi iki medya grubunu barındıran bir şirketi devralması, daha sonra da bu grupların size tahsis edilerek kullandırılmasına yönelik kamuoyunda var olan iddialara yönelik medyada yayınlanmış bir tekzibiniz bulunmakta mıdır? Tekzip etmemenizin nedeni nedir?

Arzu eden siteyi kapatabilir, silmeyi düşünmüyorum.

3 Aralık 2013 Salı

İmdat 112: Yalan Rüzgârı

Sultanlık'ta kepazelik bitmiyor, yalan rüzgârı püfür püfür esiyor.

Bakan: ABD Kürt özerk bölgesiyle petrol anlaşmasına karşı değil.
Aynı gün (saat farkı yüzünden) ABD: Karşıyız.

Bakan: Biz petrol antlaşması imzalamadık.
Bir gün sonra: Onlar sözleşmeydi.

Bakan: Soyunma odasına girmedim.
İki gün sonra: Girdim ama kapının önünden geçtim.

Birisi: 2004 tarihli MGK kararı yok hükmündedir.
Üç gün sonra: 2010'a kadar sehven uyguladık.

Bu esnada, memleket sathında...

Kayınpeder: 112.
Enişte: 113.
Bakan: 114.
Diğer bakan: 115.
Ambulans: 116.
Acil Sağlık Merkezi: 117.

İyi ki şu askeri vesayet kalktı da demokrasiye kavuştuk.

10 Kasım 2013 Pazar

Yaşayan Ölüler Ülkesi

zombilik bulasicidir
Ürüyoruz
Hangi başbakanın evcil hayvanı vardı? Düşünüyorum, düşünüyorum ama hatırlayamıyorum. İdeolojisi hiç önemli değil, ister muhafazakar demokrat, ister sosyalist, ister liberal ya da her neyse, içinde hayvan sevgisi olan hiç mi yoktu? Köpeği, kedisi, muhabbet kuşu, papağanı ya da  kaplumbağası olan oldu da biz mi görmedik? Doğadan, yaşamdan bu kadar kopuk insanları nasıl bulduk, nasıl seçtik? Kimler ya da ne bizi birer zombi haline getirdi? Nasıl bu kadar yanıldık? Şimdi köpekler uluyor ve biz kahroluyoruz.

5 Kasım 2013 Salı

Yaşasın Muhafazakâr Demokrasi

Kulaklarıma inanamıyorum! Hiçbir şey içimdeki devrimci faşisti Başbakan'ın "Muhafazakâr demokrasilerde kızlı erkekli oturulmaz," sözleri kadar sevindiremezdi. Hemen bir kilise buldum ve duvarının önünde ağladım. Mesudum! Hele Bülent Arınç'ın halini düşününce içim kıpır kıpır oluyor.

Artık sıra eşcinsellerde! Bunların erkek erkeğe ve kız kıza birlikte oturmalarına daha ne kadar müsamaha göstereceğiz? Çocuklar var, aileler var...

Ey yüce Odin! Sen İleri Demokratik Halk Sultanlığı'mızı kem gözlerden, nazardan, büyüden ve dahi bedduadan koru. Oley!

30 Ekim 2013 Çarşamba

II. İstibdat Sinsilik Peşinde

Seziyorum, kokusunu alıyorum, II. istibdat sinsilik peşinde. Yaklaşık dün öğle saatleriyle bugün 17:00'ye kadar Google'ın blog servisi Blogger'in resim sunucularından biri, "3.bp.blogspot" filtrelendi.  Pek hoş değildi, İleri Demokratik Halk Sultanlığı'mıza yakışmadı. Utanın! Abdülhamit'e layık olmanın başka yolları da var. Örneğin piyano çalabilirsiniz.

17 Eylül 2013 Salı

Boş Şişeler Kurulu

bos renkli siseler
Memleketin birinde ilginç mi ilginç bir kurul varmış. Her Perşembe olağan toplantısını yapan bu nezih kurulun üyeleri boş şişelerden oluşuyormuş. Güneş Doğu dağlarını aştıktan birkaç saat sonra bir araya gelip, büyük bir gürültüyle kafalarını çarpıştırıyorlarmış:

Çınnnn!

Dalga dalga yayılan bu istisnai ses ülke semalarında yankılandıkça, memleket ahalisine de konuşacak konu çıkıyor, çıplak ayaklara pabuç, Arapça bilmeyen Ortadoğu uzmanlarına makale, ağızlara sakız, ulemaya fetva, Mecnun'a Leyla, hastaya derman, gelinlere kına oluyormuş.

Bir varmış, bir yokmuş.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Özerk Kurumlarımız Neden Çalışmıyor?

AKP iktidarının örtülü faşizminin giderek bütün çıplaklığıyla görünmeye başladığının hem içte, hem dışta hemen herkes farkında. Bunu durdurması ya da karşı durması gereken hiçbir demokratik kurum - HSYK, EPDK, YÖK, RTÜK, vb -  görevini yapmıyor, yapamıyor. Genel akımın tersine, burada kusurun sistemsel olduğunu iddia ediyorum. Açalım...

Maça başlarken para atışı yapılır, bilirsiniz, biri kaleyi seçiyorsa, diğeri de topu alır ya da o başlar. Oyunun adil olması adına hem kaleyi hem topu alamazsınız. Siyasi sistemimizdeki özerk kurumların işlememesinin temel sebebi de bu: İktidar başkanı seçiyor, yetmiyor üyelerin çoğunu da o atıyor. Örneğin RTÜK'ün başkanını AKP belirledi, üyelerin çoğunluğunu da. Böylece bütün teoride özerk olması gereken kurumlar fiilen iktidar tarafından işgal edildi. AKP değil başka parti olsaydı da sonuç değişmeyecekti.

Bizdeki sözde bağımsız kurumların çalışmamasının yegane sebebi iktidarların iyiniyetine bağlı olması. Sanırım, hep birlikte bu konuda kafa yormalıyız ve oyunu adil hale getirmeliyiz. Başkanı iktidar belirleyecekse, üyelerin çoğunluğunu muhalefet atamalı ya da tam tersi. Belki de bazı kurumların üye seçimi tamamiyle otonom bırakılıp, yalnızca başkanının iktidarın onayına terkedilmesi doğru.

Şu ya da bu olsun demiyorum ama uzlaşma kültürünün hakim olduğu gerçek bir demokrasi istiyorsak kendimizi iktidarların insafına bırakamayız. Devlet aygıtı artık çok güçlü. İletişimden bankacılığa, sağlık verilerinden nüfus kayıtlarına, günümüzün elektronik çağında herşey iktidarın parmaklarının ucunda. Telefon konuşmalarımızdan internette ziyaret ettiğimiz sitelere dek herşey ellerinde ve birey 50 yıl öncesine nazaran hükümet/devlet karşısında çok daha güçsüz, hele bir de AKP gibi gözü kara bir tanesine çattığımızda yandı gülüm keten helva.